Başkasına can kurban da kendine gelince niye üvey evlat muamelesi yapıyorsun?

Başkalarına gösterdiğiniz sınırsız şefkati kendinizden esirgemenizin temel nedeni, öz değerinizi yalnızca başkalarının onayına ve onlara sağladığınız faydaya bağlamış olmanızdır. Bu durum, ruhunuzun derinliklerinde kendinizi bir ‘üvey evlat’ gibi dışlanmış ve ihmal edilmiş hissetmenize yol açarken, başkaları için ‘can kurban’ diyerek kendi enerjinizi tüketmenize sebep olur. Aslında kendinize yaptığınız bu haksızlık, fedakarlık değil, öz saygınızın yavaş yavaş erimesidir. Artık bu adaletsiz dengeyi bozmanın ve kendi hayatınızın başrolüne geri dönmenin vaktidir.

Bir Düşünür Der ki: “Bir kimse kendi kendisinin dostu olursa, bil ki o herkesin dostudur; ancak kendisiyle barışık olmayan bir ruh, başkalarına sunduğu iyiliklerde bile bir eksiklik bulacaktır.” – Seneca

Neden Başkaları İçin Bir Kahraman, Kendimiz İçin Bir Yabancıyız?

Hayatın karmaşası içinde çoğumuz, çevremizdeki insanların ihtiyaçlarını karşılamayı kutsal bir görev gibi görürüz. Arkadaşınızın morali bozulduğunda en iyi teselli cümlelerini kuran sizsinizdir; kardeşiniz maddi sıkıntıya düştüğünde cebinizdeki son kuruşu paylaşan yine sizsinizdir. Ancak aynı krizleri kendiniz yaşadığınızda, iç sesiniz size destek olmak yerine bir yargıç gibi tepenize biner. Kendinize karşı neden bu kadar acımasız olduğunuzu hiç düşündünüz mü? Bu durumun kökeninde genellikle çocukluk yıllarında atılan ‘uslu çocuk’ olma tohumları yatar. Başkalarını mutlu ettiğinizde aldığınız övgü, size ‘ancak başkalarına faydalı olursan değerlisin’ mesajını vermiştir. Bu yüzden, kendinize ayıracağınız zamanı veya göstereceğiniz ilgiyi bir ‘bencillik’ olarak kodlarsınız.

Dikkat: Sürekli başkalarının bardağını doldurmaya çalışırken kendi bardağınızın boşaldığını fark etmezseniz, günün sonunda kimseye verecek bir damla suyunuz bile kalmaz.

Hipotez olarak bir senaryo düşünelim: Bir iş arkadaşınız büyük bir hata yaptı ve projenin aksamasına neden oldu. Ona muhtemelen ‘Üzülme, hepimiz insanız, birlikte telafi ederiz’ dersiniz. Peki, aynı hatayı siz yapsaydınız? Muhtemelen kendinize ‘Bunu nasıl yaparsın? Ne kadar dikkatsizsin!’ diyerek günlerce kendinizi hırpalardınız. İşte bu, ‘üvey evlat’ muamelesinin en somut örneğidir. Kendinize karşı geliştirdiğiniz bu sert iç ses, aslında dış dünyadan gelebilecek eleştirilere karşı bir savunma mekanizmasıdır; ancak bu mekanizma sizi korumak yerine içten içe kemirir.

Öz Şefkat vs. Bencillik: İnce Çizgiyi Anlamak

Toplumumuzda ‘kendini sevmek’ kavramı sıklıkla ‘bencillik’ ile karıştırılır. Oysa bencillik, başkalarının haklarını gasp ederek sadece kendi çıkarını düşünmektir; öz şefkat ise kendi ihtiyaçlarının farkında olup, kendine de en az bir yabancıya gösterdiğin nezaketi göstermektir. Kendinize iyi bakmak, başkalarını ihmal etmek anlamına gelmez. Aksine, kendi ruhsal ve fiziksel sağlığını koruyan bir birey, çevresine çok daha kaliteli ve sürdürülebilir bir destek sunabilir. Uçaklardaki güvenlik anonsunu hatırlayın: ‘Oksijen maskesini önce kendinize, sonra çocuğunuza takınız.’ Eğer siz nefessiz kalırsanız, yanınızdakini kurtarma şansınız sıfırdır.

İpucu: Kendinize nasıl davrandığınızı anlamak için bir gün boyunca iç sesinizi kaydedin; eğer bir arkadaşınız size bu şekilde konuşsaydı onunla arkadaş kalmaya devam eder miydiniz?

Psikolojik araştırmalar, öz şefkati yüksek olan bireylerin zorluklar karşısında daha dirençli (resilient) olduğunu göstermektedir. Kendine ‘üvey evlat’ muamelesi yapanlar ise en küçük başarısızlıkta yıkılma eğilimindedir. Çünkü onların sığınacak bir ‘iç evi’ yoktur; kendilerini sürekli dışarıdaki onaylara göre inşa etmişlerdir. Bu sürdürülemez bir yaşam biçimidir. Kendinize ‘can kurban’ demeyi öğrenmek, narsisizm değil, bir hayatta kalma stratejisidir.

Fedakarlık Terazisindeki Adaletsizlik

Aşağıdaki tablo, çoğumuzun farkında olmadan uyguladığı o adaletsiz davranış biçimlerini özetlemektedir. Bu tabloya bakarken dürüst olun; siz hangi taraftasınız?

Durum / Senaryo Başkasına Yaklaşımınız (Can Kurban) Kendinize Yaklaşımınız (Üvey Evlat)
Hata Yapıldığında Anlayış, teselli ve çözüm odaklılık. Ağır eleştiri, suçluluk ve utanç hissi.
Yorgunluk Hissedildiğinde “Hemen dinlenmelisin, sağlığın her şeyden önemli.” “Daha çok çalışmalısın, tembellik yapma.”
Bir İstek Geldiğinde Kendi işini bırakıp yardıma koşma. Kendi ihtiyaçlarını ‘ayp olur’ diye erteleme.
Başarı Elde Edildiğinde Büyük bir coşkuyla kutlama ve takdir. “Zaten yapmam gerekiyordu, abartılacak bir şey yok.”
Not: Kendinize verdiğiniz değer, başkalarına verdiğiniz değerden az olduğu sürece, kurduğunuz tüm ilişkilerde bir ‘kullanılma’ veya ‘yetersizlik’ hissi peşinizi bırakmayacaktır.

İçimizdeki Zalim Yargıcı Susturmak

Kendimize üvey evlat muamelesi yapmamızın en büyük aracı ‘iç sesimizdir’. Bu ses genellikle ebeveynlerimizin, öğretmenlerimizin veya toplumun eleştirel seslerinin bir birleşimidir. Bu yargıcı susturmak yerine, onunla diyalog kurmayı öğrenmelisiniz. Ona, ‘Şu an beni eleştirerek beni korumaya çalıştığını biliyorum ama bu yöntem artık işe yaramıyor’ diyebilmek büyük bir adımdır. Kendinize karşı daha nazik bir dil geliştirmek, beyninizdeki nöral yolları bile değiştirir. Kendinize şefkat gösterdiğinizde vücudunuz oksitosin salgılar; kendinizi eleştirdiğinizde ise kortizol (stres hormonu) seviyeniz tavan yapar. Kendi kendinizi zehirlemeyi bırakmanın vakti gelmedi mi?

Uzman Görüşü: Klinik psikologlar, kronik depresyon ve kaygı bozukluklarının temelinde kişinin kendisine yönelik bitmek bilmeyen ‘yetersizlik’ hissinin yattığını belirtiyor. Kendine iyi davranmak, tıbbi bir zorunluluktur.

Sınır Çizmek: Hayır Demenin İyileştirici Gücü

Başkasına can kurban olup kendine üvey evlat muamelesi yapanların en büyük sorunu ‘hayır’ diyememektir. Hayır dediğinizde insanların sizi sevmeyeceğinden, yalnız kalacağınızdan veya ‘kötü biri’ olarak damgalanacağınızdan korkarsınız. Oysa sağlıklı her ilişkinin temeli sınırlardır. Sınır çizmek, karşıdaki insanı itmek değil, kendi alanınızı korumaktır. Eğer her şeye ‘evet’ derseniz, sizin ‘evet’lerinizin bir değeri kalmaz. Kendi sınırlarınıza saygı duymayan birinin, başkalarından saygı görmesi de beklenemez.

İlişki Tüyosu: Sevdiklerinize ayıracak kaliteli zamanınızın olması için, önce kendi ruhsal deponuzu doldurmalısınız. Kendine vakit ayıran bir partner veya ebeveyn, çok daha huzurlu ve vericidir.

Hayali bir örnek daha verelim: Fatma Hanım, mahalledeki her cenazeye gider, her düğünde koşturur, komşularının çocuklarına bakar ama kendi diz ağrıları için doktora gitmeyi aylardır erteler. ‘Şimdi sırası değil, çocuklar okuldan gelecek’ der. Fatma Hanım aslında başkalarının hayatında var olarak kendi hayatındaki boşluktan kaçmaktadır. Kendi acısına bakmak, başkasının acısına bakmaktan daha zor geldiği için ‘can kurban’ rolüne sığınır. Ancak bu kaçış, bir gün bedenin isyan etmesiyle (psikosomatik hastalıklar) son bulur.

Kendi Hayatınızın Başrolü Olmaya Hazır Mısınız?

Kendinize üvey evlat muamelesi yapmayı bırakmak bir gecede olacak bir iş değildir. Bu, yılların getirdiği bir alışkanlığı kırma sürecidir. Ancak her gün kendiniz için atacağınız küçük bir adım, bu dengeyi değiştirecektir. Belki bugün, sadece canınız istediği için bir kahve içecek ve o sırada kimsenin sorununu dinlemeyeceksiniz. Belki bugün, kendinize ‘Aferin, bugün elinden geleni yaptın’ diyeceksiniz. Unutmayın ki, bu dünyada doğduğunuz andan öldüğünüz ana kadar yanınızda olacak tek kişi kendinizsiniz. Diğer herkes gelip geçiciyken, neden en sadık dostunuza, yani kendinize sırtınızı dönüyorsunuz?

Şimdi Dene: Bir aynanın karşısına geçin, gözlerinizin içine bakın ve şu cümleyi sesli söyleyin: “Bugüne kadar seni çok ihmal ettim, özür dilerim. Artık senin yanındayım.” Bu basit eylemin yarattığı duygusal yükü hissedin.

Artık başkalarının beklentileri arasında kaybolmak yerine, kendi ihtiyaçlarınızın sesini duymaya başlayın. Kendinize gösterdiğiniz sevgi, başkalarına vereceğiniz sevginin kalitesini de artıracaktır. Siz bir ‘üvey evlat’ değilsiniz; siz kendi hayatınızın en kıymetli varlığısınız. Kendinize can kurban olmayı öğrendiğinizde, dünyanın da size karşı ne kadar cömertleştiğini göreceksiniz. Hayat, kendinizi ihmal etmek için çok kısa ve siz, sandığınızdan çok daha fazlasını hak ediyorsunuz.

Biliyor muydunuz? Kendine şefkat gösteren insanların bağışıklık sisteminin, sürekli kendini eleştiren insanlara göre daha güçlü olduğu bilimsel olarak kanıtlanmıştır.

En Çok Sorulan Kritik Sorular

Kendime vakit ayırırsam sevdiklerim beni bencil biri olarak görür mü?
Eğer çevrenizdeki insanlar sadece onlara hizmet ettiğiniz sürece sizi seviyorsa, bu gerçek bir sevgi değildir. Sizi gerçekten sevenler, sizin dinlenmiş ve mutlu olmanızı en az sizin kadar isterler. Kendi sınırlarınızı belirlemek, bencillik değil öz saygıdır.
Sürekli fedakarlık yapmak aslında gizli bir ego tatmini olabilir mi?
Evet, bazen başkalarına yardım etmek ‘vazgeçilmez olma’ ihtiyacından kaynaklanır. Kişi, başkaları ona muhtaç olduğunda kendini güçlü ve değerli hisseder. Bu, aslında kendi içindeki değersizlik duygusunu bastırmak için kullanılan bir maskedir.
Hayır demeyi öğrenmek neden fiziksel olarak acı verir?
Çünkü ‘hayır’ demek, beynimizde sosyal dışlanma korkusunu tetikler. İlkel beynimiz dışlanmayı bir ölüm tehdidi olarak algılar. Ancak bu korkunun üzerine gidildikçe, hayır demenin aslında özgürleştirici olduğu fark edilir.
Kendimi sevmek için nereden başlamalıyım?
En kolay yol, iç sesinizin tonunu değiştirmektir. Kendinize karşı kullandığınız ‘yapmalısın, etmelisin’ gibi zorunluluk eklerini, ‘yapabilirim, seçebilirim’ ile değiştirin. Kendinize en yakın arkadaşınıza davrandığınız gibi nazik davranmaya başlayın.
Fedakarlık yapmayı bırakırsam yalnız kalır mıyım?
Sadece ‘çıkar’ üzerine kurulu ilişkileriniz sona erebilir, ancak bu aslında bir kazançtır. Sizi siz olduğunuz için seven, sınırlarınıza saygı duyan daha kaliteli ve derin ilişkiler için yer açılmış olur.

Umay Karay

Psikoloji, motivasyon ve kişisel gelişim konularında yazılar kaleme alıyor. Yazılarında okuyucuların içsel güçlerini keşfetmelerine, farkındalıklarını artırmalarına ve yaşamlarına yeni bir bakış açısı katmalarına yardımcı olmayı amaçlıyor. İlham verici içerikleriyle hem düşünmeye teşvik ediyor hem de günlük hayatın zorlukları karşısında yol gösterici olmayı hedefliyor.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu