Ezber Bozan O Hamleyle Kariyerini Şaha Kaldır
Kariyer basamaklarını tırmanırken aslında sadece yerinizde saydığınızı fark ettiğiniz o an geldi mi?
Ezber bozan o hamleyle kariyerini şaha kaldır demek, aslında modern iş dünyasının içi boş klişelerinden sıyrılıp, sadece çalışıyormuş gibi görünme sanatında ustalaşmak ve stratejik sessizliği bir silah olarak kullanmaktır. Bu hamle, çok çalışmanın sizi sadece daha fazla işe boğacağını anlamanızı sağlar. Peki, sistemin açıklarını kullanarak zirveye nasıl tırmanılır?
Her sabah o çok sevdiğiniz, içine ‘tutku’ ve ‘vizyon’ sığdırdığınız plazanıza giderken aslında bir tiyatronun başrolünde olduğunuzu biliyorsunuz. Kariyer basamaklarını tırmanmak için ter dökmeniz gerektiğini söyleyen o eski kafa kitapları lütfen çöpe atın. Artık devir, en çok terleyenin değil, en iyi parfümü sıkanın devri.
Geçen hafta bir toplantıda ‘sinerji’ kelimesini yanlışlıkla üç kez üst üste kullandığımda, genel müdürün bana hayranlıkla bakışını asla unutamam. O an anladım ki, ne yaptığınızın hiçbir önemi yok; önemli olan bunu hangi havalı kelimelerle ambalajladığınızdır. İşte bugün, o ambalajın içine nasıl boş hava dolduracağınızı konuşacağız.
LinkedIn Denilen O Modern Panayır Yeri
LinkedIn profiline bakınca herkesin birer Elon Musk, her yöneticinin birer Steve Jobs olduğunu sanırsınız. Aslında hepimiz biliyoruz ki o ‘başarı hikayeleri’ yazılırken arkada Excel tablosuyla kavga eden birileri var. Kariyerini şaha kaldırmak istiyorsan, önce bu dijital panayırda en iyi palyaço olmayı öğrenmelisin.
Paylaştığın o ‘Pazartesi motivasyonu’ postlarının altına gelen beğeniler, aslında senin ne kadar boş vaktin olduğunun en büyük kanıtıdır. Ama sistem bunu ‘kişisel markalaşma’ olarak adlandırıyor. Ben de bir zamanlar her sabah ilham verici sözler paylaşıp, öğle yemeğinde yalnız başıma simit yerken kendimi CEO gibi hissederdim.
Kariyer koçlarının size söylemediği gerçek şudur: Kimse sizin ne kadar yetenekli olduğunuzla ilgilenmiyor. Herkes, sizin onlara ne kadar ‘havalı’ göründüğünüzle ilgileniyor. Bu yüzden, gerçek iş yapmak yerine, iş yapıyormuş gibi göründüğünüz videolar çekmek çok daha kârlıdır.
Buzzword Bingo: Kim Daha Çok Saçmalayacak?
Toplantılarda ‘pivot etmek’, ‘agile dönüşüm’ veya ‘holistik yaklaşım’ gibi kelimeleri cümle içine serpiştirmek, sizi otomatik olarak dahi yapar. Bu kelimelerin anlamını bilmenize gerek yok, zaten kimse bilmiyor. Sadece doğru zamanda, kaşlarınızı hafifçe çatarak söylemeniz yeterli.
Eski yöneticim bana her zaman ‘çok çalışma, akıllı çalış’ derdi; sonra kendisi akıllıca bir hamleyle tüm işi üzerime yıkıp tatile çıktı. O gün anladım ki ‘akıllı çalışmak’, başkalarının emeğini kendi başarınız gibi pazarlamaktan başka bir şey değilmiş. Siz de bu stratejiyi hemen bugün uygulamaya başlayabilirsiniz.
Eğer bir toplantıda köşeye sıkışırsanız, hemen ‘Bunu bir offline konuşalım’ diyerek konuyu kapatın. Bu hamle sizi hem meşgul gösterir hem de konudan kaçmanızı sağlar. Unutmayın, cevap veremediğiniz her soru, aslında ‘stratejik bir derinlik’ eksikliğidir.
Masa Başında Uyuklarken Vizyoner Görünme Sanatı
Ofiste masanızın üzerinin çok dağınık olması, sizin çok çalıştığınızın değil, sadece düzensiz olduğunuzun kanıtıdır. Ancak o dağınıklığın arasına birkaç tane İngilizce iş kitabı serpiştirirseniz, birden ‘araştırmacı lider’ oluverirsiniz. Kitapların kapağını bile açmanıza gerek yok, sadece orada durmaları yeterli.
Kariyerimin başında, her maili CC’ye herkesi ekleyerek gönderdiğim o karanlık günleri hatırladıkça yüzüm kızarıyor. Oysa şimdi biliyorum ki, en önemli mailleri sadece ‘yanlışlıkla’ önemli kişilere göndermemek, gizemli bir hava yaratıyor. ‘Pardon, bu stratejik plan size gelmemeliydi’ demekten daha büyük bir güç gösterisi olamaz.
Bir de şu ‘open office’ (açık ofis) yalanı var ki, tam bir sosyolojik deney. Herkes birbirini izliyor ama kimse ne yapıldığını anlamıyor. Bu ortamda kariyerini şaha kaldırmak istiyorsan, kulaklığını tak ve ekrana boş boş bakarken arada bir derin iç çek.
İç çekmek çok önemlidir; çünkü bu, ‘omuzlarımda dünyanın yükü var ama ben yine de gülümsüyorum’ mesajı verir. Mesai arkadaşların senin gizli bir proje üzerinde çalıştığını sanırken, sen aslında akşam ne yiyeceğini düşünüyorsun. İşte profesyonellik budur.
| Eski Kafa Yaklaşım | Modern Kariyer Hack’i | Beklenen Sonuç |
|---|---|---|
| Raporu vaktinde bitirmek | Raporun gecikeceğine dair 5 sayfalık risk analizi yazmak | Vizyoner lider etiketi |
| Sorun çözmek | Sorunu daha büyük bir sorunun parçası gibi göstermek | Stratejik derinlik |
| Ofisten en son çıkmak | Ofisten en erken çıkıp “Yoldayım, toplantıya bağlanıyorum” demek | Zaman yönetimi dehası |
Network Mü Dediniz? Yoksa Bedava Kahve Peşinde Koşmak mı?
Herkesin ağzında bir ‘networking’ sakızı var, çiğne babam çiğne. Aslında networking dediğimiz şey, sevmediğiniz insanlara sanki onlara bayılıyormuşsunuz gibi davranıp karşılığında bir çıkar beklemektir. Bu samimiyetsizlik denizinde boğulmadan yüzmeyi öğrenmelisiniz.
Geçen ay katıldığım bir networking etkinliğinde, kartvizitini gözüme sokan bir ‘girişimci’ bana dünyayı kurtaracağını anlattı. Tek yaptığı ise aslında babasından aldığı sermayeyle kahve dükkanı açmaktı. Ama o öyle bir anlattı ki, kendimi bir an Mars kolonisinde sandım.
Siz de böyle yapın; yaptığınız en küçük işi bile sanki insanlık tarihini değiştirecek bir devrimmiş gibi pazarlayın. ‘Excel’de tablo yaptım’ demeyin, ‘Veri madenciliği operasyonlarını optimize ederek kurumsal hafızayı yeniden yapılandırdım’ deyin. Kimse itiraz edemez.
Unutmayın, kariyerini şaha kaldırmak için dürüstlüğe değil, iyi bir hikaye anlatıcılığına ihtiyacınız var. Gerçekler sıkıcıdır, yalanlar ise terfi getirir. Tabii bu yalanları ‘vizyoner bakış açısı’ olarak adlandırmayı unutmayın.
Kariyer Koçlarının Sizden Sakladığı Acı Gerçekler
Kariyer koçları, size ‘içinizdeki potansiyeli çıkarın’ derken aslında kendi banka hesaplarındaki potansiyeli artırmakla meşguller. Size verdikleri o ‘altın tavsiyeler’ genellikle bir kurabiye falından farksızdır. ‘Kendine inan’, ‘Asla pes etme’, ‘Konfor alanından çık’…
Ben konfor alanından çıktığımda genellikle sadece üşüyorum ve eve dönmek istiyorum. Konfor alanı güzeldir, orayı terk etmeyin; sadece orayı daha lüks hale getirmek için başkalarını çalıştırın. Gerçek başarı, başkalarının sizin konforunuz için ter dökmesidir.
Ayrıca, ‘şirket kültürü’ denilen o kavramın aslında ‘hepimiz bir aileyiz’ yalanıyla fazla mesai yaptırmak olduğunu anlamışsınızdır. Aileler birbirini kovmaz ama şirketler sizi bir maille kapının önüne koyar. Bu yüzden sadakat, sadece köpeklerde olması gereken bir özelliktir.
Şirketinize değil, sadece kendi çıkarlarınıza sadık kalın. Ezber bozan o hamle tam olarak budur: Herkes gemiyi kurtarmaya çalışırken, siz gizlice kendinize özel bir filika hazırlayın. Gemi batarken filikada şampanya patlatmak paha biçilemez.
O Büyük Hamle: İstifa Etmeden Ruhunu Teslim Etmek
Pek çok kişi ‘sessiz istifa’ (quiet quitting) kavramından bahsediyor ama bu çok amatörce. Gerçek profesyoneller ‘gürültülü çalışıyormuş gibi yapıp aslında ruhunu çoktan teslim etmiş’ olanlardır. Yani, ofiste fiziksel olarak varsınız ama zihniniz çoktan Maldivler’de.
Bir keresinde tüm gün boyunca sadece maillerime ‘İlgili birimle paylaştım, dönüş bekliyorum’ yazarak terfi aldım. Bu cümle, iş dünyasının ‘kutsal kasesidir’. Hem iş yaptığınızı gösterir hem de sorumluluğu başkasının üzerine atar.
Kariyerinizi şaha kaldırmak istiyorsanız, sorumluluk almaktan kaçınmanın yollarını bir sanatçı titizliğiyle öğrenmelisiniz. Sorumluluk, başarısızlık durumunda faturanın kesileceği adrestir. Siz o adres olmayın, sadece o adrese giden yolu tarif eden kişi olun.
Sonuç olarak, iş hayatı bir oyun ve siz bu oyunu kuralına göre değil, kuralları kendi lehinize bükerek oynamalısınız. Dürüstlerin erkenden emekli olduğu, kurnazların ise yönetim kurulu koltuklarını kaptığı bu dünyada saf olmayın. Şaha kalkmak için önce atın üzerine başkasını bindirip, siz jokey koltuğuna oturun.
En Çok Merak Edilenler
Gerçekten çalışmadan terfi alabilir miyim?
LinkedIn profilime ne yazmalıyım?
Toplantılarda uyukladığım fark edilirse ne yapmalıyım?
Yöneticimle aramı nasıl iyi tutarım?
Hayat, başkalarının beklentilerini karşılamak için harcanmayacak kadar kısa ama birilerinin sırtına basarak yükselmek için yeterince uzundur. Şimdi o koltuğuna yaslan, kahveni yudumla ve bir sonraki anlamsız toplantıda hangi ‘ezber bozan’ kelimeyi söyleyeceğini planla; çünkü zirve seni bekliyor!


